Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Bayramda Mini Bodrum Tatili

İşten güçten biraz sıyrılıp kendimi güneşe, rüzgara ve denize vermek için bayram tatilini değerlendirenlerden oldum. Gönül isterdi ki Cuma gününü de bu şenlik günlerine ekleyip zevk-i sefaya devam etmek ama tabi hayatın gerçekleri de diğer taraftan “Heey biz bir yere gitmiş değiliz. Hala burada seni bekliyoruz. Öyle 4-5 gün denizi, güneşi görüp de bizimle tekrar karşılaşmayacağını düşünüyorsan yanılıyorsun.” diyen fısıltılarla beynimde uçuşuyor.

Bu tatilde eşimle önce bir İzmir ve Manisa yapıp uzun süredir görmediğimiz kuzenlerimiz ile hasret giderme merasimi gerçekleştirdik. İzmir’in bayram trafiğindeki çılgın sürücüleri, yeşillik namına pek birşey görülememesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı açıkçası…

Ardından da Bodrum’a geçtik iki günlüğüne ki tadı damağımda kaldı tabi. İlk gün Bodrum’a öğleden sonra vardığımız için Ortakent’te havuz keyfi yaptık ve akşamına Bitez sahildeki http://www.newseasonrestaurant.com/  restaurantında rakı-balık keyfimizi yaptık. Personel çok güleryüzlü ve saygılı, yemekler şahane… Anlayacağınız, herşey bir tatilde olması gerektiği gibiydi…

Ertesi gün ise Akyarlar’ın berrak denizinde serinleyip gün batımına doğru yine New Season’a gidip bu sefer mojitolarımızı yudumladık. Akşamına http://www.denizhan.com/  et restaurant’ında güzel bir akşam yemeği yedik. Servis güzel, yemekler çok lezzetliydi. Fakat fiyatlar açısından pek de ucuz olduğunu söyleyemeyeceğim. İstanbul’da Levent-Etiler gibi bir yerde böyle bir restauranta gitseniz yine aynı hesabı öderdiniz…

Bodrum’da kaldığımız bu kısa süre içinde http://bitezdondurma.com/ Bitez Dondurmacısı’na gidip iki akşam da  her çeşit dondurmayı tatmaya çalıştım. Damla sakızlı,satsumalı ve kavunlu dondurma top ten’de ilk üç sırada yer alıyor J Bodrum’a gidince mutlaka uğrayın Bitez Dondurmacısı’na…  Fiyatlar da şaşırtıcı derecede ucuz geldi bu arada..

Ve kaldığımız yerden minik bir görüntü… Resmen kapıyı aralayıp huzuru izledik. O kadar doyulmazdı ki…

Reklamlar

Haftasonunda Trilye

Bu haftasonu Bursa’ya akrabalarımızı ziyarete gittik. Eh tabi Bursa’ya  kadar gidip de Trilye’ye gitmemek olmaz. Trilye (Zeytinbağı da deniyor.) deniz kenarında  çok eski bir Rum köyü. 200 yıllık evleri günümüze kadar hiç bozulmadan muhafaza edilebilmiş, ülkemizdeki ender yerlerden…

Ülkemizde maalesef geçmişe, tarihe önem verilmediği için insan böyle yerler görüp havasını soluyunca bir de üstüne o tarihi güzelliklerin günümüze kadar gelebildiğini görünce mutlu oluyor. Eh tabi bugün de orjinallikleri ile denize karşı dimdik duran bu evler hep özel mülkler… Korunabilmesinde, geçmişine sahip çıkma bilinci olan ev sahiplerinin rolü var

Ama bir de Taş Mektep gibi yerler var ki yıkık dökük, virane bir şekilde yılların acımasızlığına bırakılmış… Umarım Zeytinbağı Belediyesi Taş Mektep ile ilgili onu bizden sonraki nesillere aktarabilecek bir çalışmaya başlar. Yoksa birkaç seneye kadar bu güzel yapı da taş topraktan ibaret olacak. ( ki zaten şu anda içler acısı durumda)

Trilye 2-3 sene öncesine kadar turizm açısından çok keşfedilmiş bir yer değildi. Fakat son yıllarda her haftasonu otobüslerle turlar yapılan turistik bir belde haline geldi. Bu şirin köyde zeytinlikleri, tarihi evleri, şirin dar sokakları arşınladıktan sonra karnınızı doyurabilmeniz için çok güzel balık restaurantları bulabilirsiniz. Güzel bir rakı-balık keyfi yapmak isterseniz Trilye’nin sahil meydanındaki http://www.trilyeliman.com/  ‘a mutlaka uğrayın derim.

Sonrasında da bir yorgunluk çayı için Trilye’ye tepeden bakan Çamlı Kahve’ye gidip çayınızı-kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Trilye’deki Kız Denizi…

 

Minicik bir köy olan bu şirin yerden tabii ki zeytin,zeytinyağı ürünlerini almadan dönmeyin derim. Çünkü gerçekten harika tatlara sahipler …